AnasayfaCategory

0554 933 05 97

0_pgXVTB9KACi4yqi1
psihoterapevt
Screenshot_1

Yetişkin danışmanlığı, bireylerin yaşamlarındaki çeşitli zorluklarla başa çıkma, duygusal iyilik hali ve kişisel gelişim hedefleri konularında destek sağlayan bir terapi alanını ifade eder. Toplum içindeki karmaşık ilişkiler, iş stresi, kayıplar, geçmişteki travmalar veya kimlikle ilgili sorunlar gibi çeşitli konularla baş etme sürecini kapsar. Bu alandaki uzmanlar, bireylerin güçlü yönlerini tanımalarına, duygusal zorlukları anlamalarına ve yaşamlarını daha anlam dolu bir şekilde yönlendirmelerine yardımcı olmak için çeşitli terapötik yöntemleri kullanırlar.

Yetişkin danışmanlığının temel amacı, bireylerin içsel dünyalarını keşfetmelerine ve bu keşifler ışığında sağlıklı düzenleme mekanizmalarını güçlendirmelerine yardımcı olmaktır. Bu bağlamda, bireylerin geçmiş deneyimleri, düşünce kalıpları, duygusal tepkileri ve davranışları üzerinde çalışarak, olumlu değişiklikler yapmalarına destek olunur. Bu süreç, bireyin daha sağlıklı ilişkiler kurmasını, stresle başa çıkma becerilerini geliştirmesini ve genel yaşam kalitesini artırmasını hedefler.

Bilimsel araştırmalar, yetişkin danışmanlığının bireylerin ruhsal sağlığını güçlendirmede etkili bir araç olduğunu göstermektedir. Düzenli danışmanlık almanın depresyon, anksiyete ve genel yaşam memnuniyeti üzerinde olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, bu terapi sürecinin bireylerin duygusal farkındalıklarını artırdığı, olumsuz düşünce kalıplarını değiştirdiği ve daha adaptif başa çıkma stratejileri geliştirmelerine yardımcı olduğu bilimsel olarak desteklenmiştir.

Yetişkin danışmanlığı, bireylerin kendi iç dünyalarını keşfetmelerine, potansiyellerini maksimize etmelerine ve yaşamın getirdiği zorluklarla daha etkili bir şekilde baş etmelerine katkıda bulunan önemli bir terapi alanı olarak öne çıkar.

Anksiyete bozuklukları, bireylerin günlük yaşamlarını etkileyebilecek düzeyde sürekli endişe, korku ve gerginlik hissi ile karakterizedir. Bu bozukluklar, genellikle somatik belirtiler, düşünce kalıplarındaki tekrarlayan endişeler ve sosyal etkileşim zorlukları ile kendini gösterir. Anksiyete bozuklukları, geniş bir yelpazede bulunan farklı alt türleri içerir, ancak genel olarak bireylerin günlük yaşamlarını ve işlevselliğini olumsuz etkileyebilir.

Panik ataklar ise aniden ortaya çıkan ve şiddetli bir korku, endişe veya tehlike hissiyle belirlenen yoğun bir durumdur. Fiziksel semptomlar arasında kalp çarpıntısı, titreme, terleme, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve baş dönmesi bulunur. Panik ataklar genellikle beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar ve kişinin kontrolünü kaybettiği veya felaketle karşılaştığı hissini yaratır.

Anksiyete bozuklukları ve panik atakların toplumda görülme sıklığı oldukça yüksektir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, küresel olarak anksiyete bozukluklarına sahip olduğunu belirten insan sayısı milyarlarla ifade edilmektedir. Bu durum, anksiyetenin yaygın bir ruhsal sağlık sorunu olduğunu vurgular.

Bilimsel araştırmalar, anksiyete bozukluklarının genetik, biyolojik, çevresel ve psikolojik faktörlerin bir kombinasyonu tarafından etkilendiğini göstermektedir. Bireylerdeki beyin kimyasındaki dengesizlikler, stresli yaşam olayları, travmatik deneyimler ve genetik predispozisyon, anksiyete bozukluklarının ortaya çıkmasında rol oynayabilir.

Tedavi yaklaşımları arasında bilişsel davranışçı terapi (BDT), ilaç tedavisi, psikanalitik terapiler ve relaksasyon teknikleri bulunur. BDT, bireyin düşünce kalıplarını ve davranışlarını değiştirmeyi amaçlar, ilaç tedavisi ise semptomları kontrol etmeye yardımcı olabilir. Tedavide erken müdahale ve kişiselleştirilmiş bir yaklaşım, başarı şansını artırabilir.

Anksiyete bozuklukları ve panik ataklar, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilecek durumlar olmasına rağmen, etkili tedavi ve destekle bireylerin bu zorluklarla baş etmeleri mümkündür. Profesyonel yardım aramak, bu durumların yönetiminde önemli bir adımdır.

iStock-599980560-1536x1024
Man sharing problems with psychologist
bireysel-psikoterapi-ve-psikolojik-danisma
3078e82bc79acc8246f1bd6adf97435f
Foto-1como-o-psicologo-do-trabalho-pode-melhorar-o-desempenho-da-empresa
Professional,Psychologist,Conducting,A,Consultation

Danışmanlık sürecinde bireylerin kendilerini daha iyi tanımaları, davranışlarını anlamaları ve kendilerini geliştirmeleri hedeflenmektedir.

Bireylerin karşılaştıkları akademik, kişisel ve sosyal problemleri ile baş etme becerilerini kazanmalarını amaçlayan, psikolojik danışman ve birey arasında birebir gerçekleşen ve gizlilik esasına dayalı bir süreçtir.

      • Depresyon
      • Panik Atak
      • Öfke Kontrol Problemi
      • OKB, Obsesif Kompulsif Bozukluk
      • Dürtü Kontrol Bozuklukları
      • Davranış Değiştirme
      • Olumsuz Düşünceleri Değiştirme
      • Bağımlılık
      • Fobiler

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), bireyin tekrarlayan, istenmeyen düşüncelere (obsesyonlar) karşı direnme çabası içinde olduğu ve bu obsesyonları hafifletmek veya önlemek için tekrarlayıcı davranışlar gerçekleştirdiği bir ruhsal sağlık bozukluğudur.

Obsesyonlar, bireyin aklına sürekli olarak gelen, rahatsız edici, tekrarlayan düşünceler veya görüntülerdir. Bu obsesyonlar genellikle kişinin kontrolü dışında ve istenmeden ortaya çıkar. Örneğin, mikrop korkusu olan bir birey sürekli ellerini yıkama düşüncesine kapılabilir.

Kompulsiyonlar ise bireyin obsesyonlarından kaynaklanan kaygıyı gidermek veya belirli bir felaketi önlemek için gerçekleştirdiği tekrarlayıcı davranışlardır. Örneğin, mikrop korkusu olan kişi, sürekli ellerini yıkama ritüelini uygulayabilir.

OKB’nin toplumda görülme sıklığı, genellikle %1 ila %3 arasında değişmektedir ve yaşam boyu yaygınlığı dünya genelinde benzerdir. Bu durum genellikle erken erişkinlik döneminde başlar, ancak herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir.

Nörobiyolojik faktörler, genetik yatkınlık, kimyasal dengesizlikler ve çevresel etmenlerin OKB’nin gelişimine katkıda bulunabileceğini gösteren araştırmalar bulunmaktadır. OKB, genellikle diğer ruhsal sağlık bozuklukları, özellikle depresyon ve anksiyete bozuklukları ile birlikte görülür.

Obsesif Kompulsif Bozukluk genellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve ilaç tedavisi ile tedavi edilir. BDT, obsesyonlara ve kompulsiyonlara yönelik yanıt verme süreçlerini değiştirmeyi amaçlar. Antidepresanlar ve serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI’lar) gibi ilaçlar da OKB semptomlarını yönetmeye yardımcı olabilir.

Tedaviye erken başlamak, OKB semptomlarının daha iyi kontrol edilmesine yardımcı olabilir. Bireyin yaşam kalitesini artırmak ve günlük işlevselliğini sürdürmek için destekleyici bir terapi yaklaşımı, OKB ile başa çıkma sürecinde önemli bir rol oynar.

Business-13
Who-we-are
project-3-1220x938
work
ein junges team entwickelt ideen am flipchart
shutterstock_453591616_huge-scaled

Kurumsal danışmanlık ile şirket hedefleri ve çalışan ihtiyaçları doğru analizlerle belirlenir.
Danışmanlık sürecinde çalışanların genel yaşam kalitelerini artırarak en yüksek verim ile çalışmalarını hedefliyoruz.

Merkezimizde;

    • Çalışanların iş yerine bağlılığını arttırmak
    • Çalışanların liderleri ve yöneticileri ile ilişkilerini düzenlemek
    • Çalışanın performansını ve memnuniyetini yükseltmek
    • Kurumun işlevselliği ve üretkenliğini geliştirmesine yönelik analiz yapmak
    • Analizler sonucu iyileştirme çalışmaları

gibi alanlarda danışmanlık hizmeti verilmektedir.

Depresyon, bireyin duygu durumu, düşünce süreçleri, enerji seviyeleri ve genel işlevselliğini ciddi şekilde etkileyen bir ruhsal sağlık bozukluğudur. Bu durum, genellikle anhedoni (keyif alamama), enerji kaybı, umutsuzluk hissi, konsantrasyon güçlükleri, uyku düzensizlikleri ve düşük özgüven gibi belirtilerle karakterizedir. Depresyon, bireyin günlük yaşamını etkileyerek iş, okul, aile ilişkileri ve genel yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir.

Depresyonun görülme sıklığı, dünya genelinde yüksek bir oranı temsil eder ve her yaştan insanı etkileyebilir. Toplumda depresyon, diğer ruhsal sağlık sorunlarıyla birlikte sıkça görülür ve genellikle stres, genetik yatkınlık, çocukluk dönemi travmaları, biyokimyasal faktörler ve hormonal değişiklikler gibi çeşitli faktörlerle ilişkilidir.

Bilimsel araştırmalar, depresyonun beyindeki kimyasal dengesizlikler, özellikle serotonin, norepinefrin ve dopamin gibi nörotransmitterlerle ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca genetik faktörler, depresyon riskini artırabilir. Örneğin, aile öyküsünde depresyon geçmişi olan bireylerde, bu bozukluğa yakalanma riski daha yüksek olabilir.

Depresyon tedavisinde kullanılan temel yöntemler arasında bilişsel davranışçı terapi (BDT), ilaç tedavisi ve psikodinamik terapiler bulunur. BDT, bireyin olumsuz düşünce kalıplarını tanımasına, değiştirmesine ve olumlu davranış değişiklikleri yapmasına yardımcı olmayı amaçlar. Antidepresanlar, serotonin ve norepinefrin gibi nörotransmitterlerin düzeyini etkileyerek depresyon semptomlarını azaltmaya yöneliktir.

Tedavide erken müdahale, depresyon semptomlarının daha iyi kontrol edilmesine yardımcı olabilir. Destek grupları, aile terapisi ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi destekleyici tedavi yöntemleri de depresyonla başa çıkma sürecinde etkili olabilir. Profesyonel yardım aramak, depresyonun etkilerini anlamak ve tedavi planı oluşturmak adına önemli bir adımdır.

Ölüm ve yas, yaşamın kaçınılmaz bir gerçeği olan ölümle baş etme sürecini ve bu kayıpla başa çıkma deneyimini içeren duygusal bir durumu ifade eder. Her bireyin yas süreci farklıdır ve kaybın türü, kişinin ilişkisi, önceki deneyimleri ve kültürel faktörler, yas sürecini etkileyen önemli faktörlerdir.

Kayıp, genellikle sevdik birinin ölümüyle ilişkilidir, ancak aynı zamanda iş, sağlık, ilişki veya yaşamın diğer alanlarında ortaya çıkabilir. Bu süreç, bireyin duygusal tepkilerini, düşünce kalıplarını ve davranışlarını içerir.

Yas süreci genellikle beş aşamada tanımlanır:

  1. İnkar ve Şok: Kaybın hemen ardından birey, gerçeği kabul etmekte zorlanabilir ve şok içinde olabilir. Bu aşamada, kaybın gerçekliğini kavramak mücadeleli olabilir.
  2. Öfke: İkinci aşamada birey, genellikle kaybın neden olduğu öfke ve haksızlık duygularıyla karşılaşabilir. Bu öfke, çevreye, tanrıya veya hatta kaybedilen kişiye yönelik olabilir.
  3. Pazarlık: Pazarlık aşamasında birey, kaybı geri getirme umuduyla içsel bir mücadele yaşayabilir. Bu, genellikle “Keşke…” ifadesiyle başlayan düşüncelerle karakterizedir.
  4. Depresyon: Depresyon aşamasında birey, gerçekliği daha fazla kabullenir ve kaybın getirdiği derin üzüntü, çaresizlik ve hüsran hisseder.
  5. Kabullenme: Son aşamada birey, kaybı daha fazla kabul eder ve hayatına devam etme çabası içinde olur. Bu aşamada kabullenme, kaybın etkilerini hafifletmeye başlar.

Yas süreci karmaşık ve bireyseldir. Bazı insanlar bu aşamalardan geçerken diğerleri belirli aşamaları atlayabilir veya farklı sıralarda deneyimleyebilir. Profesyonel destek, kayıp süreciyle başa çıkmada yardımcı olabilir. Psikoterapi, destek grupları ve yas danışmanlığı, bireyin duygusal iyilik halini yeniden kurma sürecinde önemli rol oynar.

Ölüm ve yas, insan yaşamının kaçınılmaz bir parçasıdır ve bu süreçte destek aramak, bireylere sağlıklı bir başa çıkma mekanizması geliştirmede yardımcı olabilir.

Psikolojik iyi oluş ve mutluluk, bireylerin yaşamlarını pozitif bir şekilde deneyimlemeleri, duygusal refahlarını artırmaları ve kendi potansiyellerini en üst düzeye çıkarmalarıyla ilgili bir kavramdır. Bu durum, pozitif psikolojinin merkezinde yer alır ve sadece problemlerle başa çıkma değil, aynı zamanda kişisel gelişim, anlam bulma ve pozitif ilişkiler kurma süreçlerine odaklanır.

Psikolojik iyi oluş, bireyin pozitif duygularını, kişisel güçlükleri aşma yeteneklerini, pozitif ilişkiler kurma yeteneklerini ve yaşama anlam katma yeteneklerini içerir. Bu durum, bireyin hayatındaki olumlu unsurları fark etmesi, kişisel değerlerini belirlemesi ve bu değerlere uygun bir şekilde hareket etmesiyle ilişkilidir.

Mutluluk, bireyin yaşamından tatmin duyması, keyif alması ve olumlu duygular yaşamasıyla ilgili bir durumdur. Mutluluk, genellikle içsel ve dışsal faktörlerin bir kombinasyonuyla şekillenir. İçsel faktörler, bireyin genel ruh hali, kişisel değerleri, düşünce kalıpları ve içsel kaynaklarıdır. Dışsal faktörler ise yaşam koşulları, ilişkiler, iş ve çevresel etmenlerdir.

Pozitif psikolojinin odaklandığı konular arasında şunlar yer alır:

  1. Gratifikasyon ve Şükran: Şükran ve minnettarlık duyguları, bireyin yaşamındaki olumlu unsurları fark etmesine ve değerlendirmesine katkıda bulunabilir. Günlük yaşamda küçük şeylere şükran duymak, psikolojik iyi oluşu artırabilir.
  2. Akış Deneyimi: Akış, bireyin bir aktiviteye tamamen odaklanması ve bu aktivitede kendini kaybetmesi durumunu ifade eder. Bu deneyim, bireyin yetenekleriyle meydan okuyan ve zevk alan aktivitelerle ilişkilidir.
  3. İlişkilerin Güçlendirilmesi: Sağlıklı ve destekleyici ilişkiler kurmak, psikolojik iyi oluşu artırabilir. İyi ilişkiler, duygusal bağlılık, destek ve anlayış içerir.
  4. Kişisel Hedefler ve Anlam: Bireyin yaşamına anlam katmak, kişisel hedefler belirlemek ve bu hedeflere ulaşma çabası, psikolojik iyi oluşu destekleyebilir.
  5. Mindfulness: Mindfulness pratikleri, bireyin zihinsel sağlığını güçlendirebilir, stresle başa çıkmasına yardımcı olabilir ve duygusal dengeyi artırabilir.

Bu konular, pozitif psikolojinin temel unsurlarını oluşturur ve bireylerin psikolojik iyi oluşa ve mutluluğa ulaşmalarına yardımcı olabilir. Bu alanlarda yapılan küçük değişiklikler, genel yaşam kalitesini artırabilir ve bireyin yaşamından daha fazla tatmin duymasına katkıda bulunabilir.

Stres, yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır ve çeşitli yaşam olayları, iş, ilişkiler, finansal zorluklar veya sağlık sorunları gibi birçok faktörden kaynaklanabilir. Stresle başa çıkma becerileri geliştirmek, bireyin duygusal ve fiziksel sağlığını korumak, yaşam kalitesini artırmak ve uzun vadeli refahını desteklemek açısından önemlidir.

Düzenli egzersiz, stresle başa çıkma sürecinde etkili bir stratejidir. Egzersiz, endorfin salgısını artırarak ruh halini iyileştirebilir ve stres hormonlarını azaltabilir. Yetersiz uyku, stresi artırabilir. Düzenli bir uyku düzeni oluşturmak ve kaliteli uyku almak, enerji seviyelerini artırabilir ve stresle başa çıkmayı destekleyebilir.

Sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı, vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayarak stresle mücadeleyi destekleyebilir. Kafein ve şeker gibi uyarıcıları sınırlamak da önemlidir. Görevleri önceliklendirmek, zamanı etkili bir şekilde yönetmek ve gerçekçi hedefler belirlemek, stresle başa çıkmada yardımcı olabilir.

Stresin altında yatan sorunları tanımlamak ve bu sorunlarla başa çıkmak için etkili stratejiler geliştirmek, stresi azaltabilir. Meditasyon, derin nefes almak, yoga veya günlük rahatlamalar, zihinsel rahatlama sağlayarak stresle başa çıkmada yardımcı olabilir. Aile, arkadaşlar veya destek grupları gibi sosyal bağlantılar, duygusal destek sağlayarak stresle başa çıkmayı kolaylaştırabilir.

İş ve kişisel yaşam arasında sınırlar belirlemek, bireyin aşırı yüklenmesini engelleyebilir ve dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Olumsuz düşünce kalıplarını tanımak ve bunları pozitif düşüncelere dönüştürmek, stresle başa çıkmada etkili bir stratejidir. Eğer stres yönetimi konusunda zorluk yaşıyorsanız, bir psikolog veya danışmanla çalışmak, kişisel durumunuz üzerinde odaklanarak etkili destek sağlayabilir.

Stres yönetimi, kişinin yaşamındaki zorluklarla daha etkili bir şekilde başa çıkmasına yardımcı olabilir ve genel yaşam kalitesini artırabilir. İhtiyaç duyulan stratejiler, bireysel tercihlere ve yaşam koşullarına bağlı olarak değişebilir, bu nedenle kişisel bir yaklaşımın benimsenmesi önemlidir.

 

be85cd85ad9d616dcc24a0e45c2b83fd-9000x9000
31843659 - two young work colleagues discussing some paperwork as they sit together at a desk in the office with focus to a smiling young woman in glasses
b0934e350473050ca362cd0b07c8aca9
kariyer-danismanligi-yaratici-drama

Eğitim ve akademik danışmanlık, bireylere eğitim süreçleri ve akademik kariyerleriyle ilgili rehberlik sunan bir hizmet alanını ifade eder. Bu alanda faaliyet gösteren danışmanlar, öğrencilere çeşitli konularda destek sunarak akademik başarılarını artırmayı, kariyer planlamalarını geliştirmeyi ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı hedefler.

Bu kapsamda, danışmanlar öğrencilere akademik rehberlik sağlarlar. Ders seçimi, öğrenme stratejileri ve akademik hedefler konusunda rehberlik ederler, böylece öğrencilerin potansiyellerini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı olurlar. Aynı zamanda kariyer planlama sürecinde, öğrencilere meslek seçimi, staj olanakları ve iş bulma stratejileri konularında yönlendirme yaparlar. Bu süreç, öğrencilerin ilgi alanları ve hedefleri doğrultusunda şekillenir.

Psikolojik destek, danışmanların öğrencilerin duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarına odaklanarak stres, kaygı ve motivasyon kaybı gibi konularda destek sağlamalarını içerir. Yeni bir eğitim ortamına uyum sağlama sürecinde, danışmanlar öğrencilere sosyal uyum, öğrenme stratejileri ve sosyal beceriler konusunda rehberlik ederler. Ayrıca öğrenme engelleriyle başa çıkma konusunda da destek sunarlar, özellikle özel öğrenme güçlükleri veya dikkat eksikliği gibi durumları içeren konularda.

Son olarak, danışmanlar aile işbirliği yaparak, öğrencilerin ailelerine çocuklarının eğitim sürecinde nasıl destek olabilecekleri konusunda rehberlik ederler. Eğitim ve akademik danışmanlık, bireylerin eğitim ve kariyer hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olurken, aynı zamanda duygusal ve sosyal gelişimlerine de katkıda bulunmayı amaçlar.

İLETİŞİMBize Ulaşın
Sizlere daha iyi hizmet verebilmemiz için,
lütfen biz ulaşın.
ADRESİMİZNeredeyiz?
https://gurkanyeginturk.com/wp-content/uploads/2019/04/img-footer-map.png
Dünyanın Her Yerine Online Hizmet Vermekteyiz.
TAKİP EDİNSosyal Medya Hesaplarımız
Tüm hesaplarımızı takip ederek, tüm güncel bilgilerden haberdar olabilirsiniz.
İLETİŞİMBize Ulaşın
Sizlere daha iyi hizmet verebilmemiz için, lütfen biz ulaşın.
ADRESİMİZNeredeyiz?
https://gurkanyeginturk.com/wp-content/uploads/2019/04/img-footer-map.png
Dünyanın Her Yerine Online Hizmet Vermekteyiz.
TAKİPSosyal Medya Hesaplarımız
Tüm hesaplarımızı takip ederek, tüm güncel bilgilerden haberdar olabilirsiniz.

2023 Gürkan Yeğintürk. Tüm hakları saklıdır.

2023 Gürkan Yeğintürk. Tüm hakları saklıdır. |